Kredi toplayın!

Alışveriş yapın!

Para kazanın!

Listelik'e katılarak ve her şeyin listesini yapmamıza yardımcı olarak bir çok yöntem ile kredi bakiyesi kazanın, aktivitelerle bakiyenizi yükseltin. Kredi bakiyelerinizi biriktirerek alışverişlerde kullanabilirsiniz. Ürünleri çok daha uygun fiyatlara veya tamamen bakiyeniz ile satın alın. Biriken kredi bakiyelerinizi para olarak hesabınıza çekebilirsiniz. Daha çok kazanmak için seçenekleri keşfetmeyi unutmayın. Detaylar

Aşk hakkında bilgiler listesi

Ahu

Entry sayısı
414
Puanı
900
Kredi
1,460
Nedenleri biz yarattığımıza göre, nedensiz sevmeyi de becererebiliriz demek ki. Sevmesini hiç bilmeyen bir adamdan öğreneceğiniz en güzel şey sevmektir aslında.

Nedenlerinizi bir kenara koyun, niçinlerinize bir çarpı çekin. İşte aşkınızın en derinlerine bir keşif yolculuğu...

Sevmesini hiç bilmeyen bir adamdan öğreneceğiniz en güzel şey sevmektir. O öylesine dümdüz, öyle düşünmeden içgüdüsel yaşar ve her şeyi kendine ister ki; onun yaşını, başını, işini, gücünü ve mevkini unutursunuz.

O öylesine dümdüz, öyle düşünmeden içgüdüsel yaşar ve her şeyi kendine ister ki; onun yaşını, başını, işini, gücünü ve mevkini unutursunuz. Kalan kısımsa çok enteresan bir çizgiye çekilir. Artık karşınızda duran kendini beğenmiş, bencil, ukala veya aç gözlü bulduğunuz kızdığınız adam; birden bire saygı duyulası ve yanınızda gururla taşımayı isteyeceğiniz kişi olmak gibi bir zorunluluktan çıkmıştır. Burada sizin geldiğiniz yer ve baktığınız açı önemlidir. Eğer birçok ilişkide olduğu gibi; parasını alayım, şöhretliyse yanında durayım, hatta adamı ben kaptım diye havama hava katayım demiyorsanız, yani siz kendi yaşamınızda belli bir noktaya gelmiş ve toksanız, en büyük eğlence, neşe burada başlar

Orada duran o bencil varlığın üzerindeki kir ve tozları itina ile alabileceğinizi ve altındaki korkan sevgiye ihtiyacı olan çocuğa ulaşabileceğinizi fark edersiniz.

Tabii diğer bir sorunda, bütün bunları anladığınızı asla belli edememenizdir. Neden mi?

Basit; hiç kimse, onu çok seven biri bile olsa yaşamsal hatalarını söyleyemez. Bunu diğer insanlar görse, bilse hatta ulu orta konuşsa bile. Sadist, mazoşist vs. değilseniz ve de ondaki bu özellikleri paylaşmaktan zevk almayacaksanız, üstelik bütün bunları her an görecek, anlayacak da bir beyne ve ruha sahipseniz, bu adamı neden seversiniz?

Evlat da değil: (Gayet basit; Bazen öbür yarınızın yani elmanın öbür yarısının asla diğerine benzemesi ve aynı deneyimleri de yaşaması gerekmez. Ruh eşleri genelde birbirlerine zıt deneyimler yaşarlar ve çok da anlaşamazlar. (Bakınız; Akaşa Yayınları Kryon dizisi)

Ayrıca okuduğuma göre de, sadece görev için aynı zamanda aynı yere enkarne olabilmeleri mümkünmüş. Bu da çok nadir olurmuş. Aslına bakılırsa her iki yarının da yaşamda ayrı ayrı renkleri ve tatları edinerek bütün olduklarında tamamlanmaları çok mantıklı.

Bu cevap yeterli gelmedi mi?

Kalan cevap tek; koşulsuz sevgi. Sevdiğinin bu yolculuğunda deneyimlerinin bu tonunda yanında olamasak bile en güzel desteği vermek...

Aslında bu gerçek yaşanan hikayeyi anlatmak istememin diğer bir nedeni de birçok kişinin eş ruhunu bulmak adı altında yanılgıya sevk edilmeleri. Yıllar boyu eş ruhumu ne zaman bulacağım diye, tekamülleri açısından yaşanacak bir çok gerekli ilişkiyi veya olayı gözardı etmeleri.

Yukarıda zaten bir olduğunuz parçanızla birlikte bir deneyim yaşamaktan daha çok başka deneyimler edinmek üzere aşağı inmiş olabilir miyiz?
 
Entry sayısı
5
Puanı
50
Kredi
89
Ne yaparsan yap onu aklından bir türlü çıkaramıyorsun ama biliyorsun ki, aşk tek kişiyle yaşanmaz! Eğer aşağıdaki belirtilerden en az 10 tanesini varsa, bil ki artık ondan vazgeçmeli ve yeni aşklara yelken açmalısın.

1- Bütün hafta sonunu yapışık kardeşler gibi birlikte geçirirken, birdenbire “Ailemle birlikteyim, başka bir işim var, arkadaşlarımla maç yapacağız diye kaçamak cevaplar veriyor ve bunu her hafta sonu tekrarlıyorsa...
2- Durmadan çağrı attığın halde bir kez olsun sana geri dönmüyorsa...
3- Bir zamanlar sana dokunmak için her türlü fırsatı değerlendirirken, birdenbire sana kanka muhabbeti yapmaya başlıyorsa...
4- Okul koridorunda seni gördüğünde, halini hatırını sormak yerine, havalara bakıyor ya da hemen yanındakiyle konuşmaya başlıyorsa...
5- En yakın arkadaşının telefon numarasını istiyorsa...
6- Sen herkese onu sevgilin olarak tanıttığın halde, o kimseye senden söz etmediyse, hatta en yakın arkadaşları bile varlığından bihaberse...
7- Onun ilgisini çekmek, birazcık da kıskandırmak için, başkalarının sana ilgi gösterdiğini söylediğinde en ufak bir tepki bile göstermiyorsa...
8- Sen onun hakkında her şeyi öğrenmeye çalışırken, o seninle ilgili en küçük bilgileri bile aklında tutamıyor, hatta zaman zaman adını bile unutup, sana başka bir isimle hitap ediyorsa...
9- Onu bir akşam yemeği için davet ettiğin halde bir bahane uydurup, katılamayacağını söylüyorsa...
10- Onu mutlu etmek için gerekirse bütün harçlığından vazgeçip, hediye aldığın halde, o bütün bunların çok gereksiz olduğunu söylüyor ve senden bir demet çiçeği bile esirgiyorsa...
11- İlişkiniz artık “sevgili” modunda olmasına rağmen, hala adın cep telefonuna kayıtlı değilse, ya da bir erkek adıyla kayıtlıysa...
12- Kıskandığını ve üzüldüğünü bile bile sürekli eski sevgililerinden bahsediyorsa...
13- Ailesinden biriyle karşılaşma olasılığı yüzünden, devamlı alakasız yerlerde buluşmayı teklif ediyorsa...
14- Yakın bir arkadaşının senden çok hoşlandığını söylüyor ve ona bir fırsat vermen için baskı yapıyorsa...
15- Giyimini kuşamını acımasızca eleştiriyor, en ufak bir iltifattan bile kaçınıyorsa...
16- Hesabı sana ödetme konusunda çok azimliyse, hiçbir yerde elini cebine atma girişiminde bulunmuyorsa...
17- Romantik bir filmde elini tutmak yerine, sırtını çevirip oturmayı tercih ediyorsa...
18- Onun için süslendiğini fark edemeyecek kadar dışarıyla ilgiliyse...
19- Ona verdiğin kitapları okumak yerine kitaplığına kaldırıyorsa...
20- Onu aradığın zaman sesinde en ufak bir sevinç belirtisi olmuyorsa...
21- Seni sadece ihtiyacı olduğunda arıyor ve hemen ortadan toz oluyorsa...
22- Yanında olduğu halde sana bakıp, kur yapanlardan hiç rahatsızlık duymuyorsa...
23- Ona dokunmandan hoşlanmıyor, hemen başka bir şeyle meşgul olmaya başlıyorsa...
24- Gelecekle ilgili planlar yaptığında anında konuyu değiştiriyor, bakışlarını kaçırıyorsa...
25- Seni ekmeyi alışkanlık haline getirdiyse...
26- Onu defalarca uyarmana rağmen gözlerinin içine baka baka yalan söylemeye devam ediyorsa...
27- Duygularınla dalga geçiyor ve kendini fazla kaptırmaman gerektiğini söylüyorsa...
28- Seni sürekli yapmak istemediğin şeyler için zorluyorsa...
29- Ona çok ihtiyacın olduğunu söylediğinde bile seni umursamıyorsa...
30- Bir sevgilisi varsa ve onu çok sevdiğini biliyorsan...
 
Entry sayısı
3
Puanı
0
Kredi
63
Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. İlişkinizin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor ve bunun tek sorumlusu olarak onu görüyorsun. Yalan, kıskançlık, ikiyüzlülük ve bir ilişkide olmaması gereken neredeyse her şey yaşandı... Peki ilişkine son noktayı koymadan önce, ona sıkı bir ders vermeye ne dersin?

Seni ekti.
Saatlerdir sözleştiğiniz kafede onu bekliyorsun. Ama ne gelen var ne giden. Üstelik telefonu da kapalı! Daha sonra konuştuğunuzda yalan söylediğinden yüzde yüz emin olduğunun farkına varıyorsun. Artık yapman gereken çok açık! İkinci buluşmanızda aynısını sen de ona yap. Ne hissettiğini anlaması için iyi bir yol olur. Ama böyle bir davranıştan sonra ilişkinizi eskisi gibi devam ettirmeniz mümkün olmayabilir, bizden söylemesi!

Sana yalan söyledi.
Yalan, bir ilişkiyi yıpratan hatta bitirme noktasına getiren en büyük sorulardan biri. Elbette küçük pembe yalanlardan söz etmiyoruz. Nedeni ne olursa olsun, yalanın alışkanlık haline getirilmesi, bir süre sonra güvensizliğe yol açıyor ve ilişkiyi kopma noktasına getiriyor. Bu durumda onunla bu konuyu açık açık konuşmaya kalkmadan olayı sezinlediğini fark ettirmen daha doğru olur. En azından bu girişiminden sonra hiçbir şeyden haberin yok sanıp, yalanlarına devam edemez.

Seni aldattı.
İşte bir ilişkide affedilmesi belki de mümkün olmayan en kötü durum. Özellikle de bunu öğrendiğin bir başkasıysa... Bu durumda, evet biraz zor ama bir süreliğine hiçbir şey olmamış gibi davranman gerekebilir. Daha sonra, onun hiç beklemediği bir anda, aldatıldığını bildiğini söylemen ve sonrasında terk etmen çok sıkı bir etki yaratacaktır. Vicdan azabıyla baş başa bırakıp gitmense, onu alt üst edecektir.

Seni kıskandırmaya çalıştı.
Her ilişkide bu tür küçük oyunlar yaşanır. Ama olayı abartmamak gerek. Seni kıskandırmaya çalıştığını fark ettiğinde, ona misilleme yapmaya çalışman ters tepebilir. Yapacağın en etkili davranış, yine hiçbir şey olmamış gibi davranmak! Böylece kıskandırma çabalarının işe yaramadığını fark edecek ve umutsuzluğa kapılacaktır. Bu tavrından vazgeçmesi için şimdilik en etkili yöntem bu!

Doğum gününü unuttu.
Diğerleri kadar olmasa da, doğum günü gibi önemli bir günü bütün çabalarına rağmen hatırlamaması büyük ayıp! Ona hak ettiği dersi vermek için bir sürü yol var ama bu, akşama doğru telefon açıp, ağlanıp sızlanmak olmamalı. Hiçbir şey olmamış gibi davranmak ve doğru zamanı beklemek burada da çok etkili olacak. Ertesi gün, bir gün önce doğum günün olduğunu ve arkadaşlarınla harika vakit geçirdiğini söylediğinde, yüzünün alacağı ifadeyle epeyce eğleneceğin garanti.
 
Entry sayısı
46
Puanı
50
Kredi
334
Aşk ayakkabı gibidir.
Bedenin yükünü ayaklar taşır, ruhun yükünü yürekler..
bütün ağırlığınızı ve yorgunluğunuzu kaldıran ayaklarınız için rahatlığı ve şıklığı bir arada barındıran ayakkabıyı seçersiniz.
İçinizin acılarını, sıkıntılarını, kırgınlıklarını ve hayallerini yüklenen yüreğiniz için de huzur verici ve "güzel" bir aşk ararsınız.
Zaten aşklar da ayakkabılar gibidir...
Bazıları çamur yağmur, toz toprak kar buz gibi her türlü "kötü hava"koşullarına dayanıklıdır.
Bazıları ise ummadığınız kadar kısa zamanda çabucak "yamulur"ilk yağmurlu havada "altı açılır" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup"gider.
Aşkları da ayakkabılar kadar "itinayla"seçmezseniz, tıpkı ayağınızda olduğu gibi yüreğinizde NASIR oluşabilir.
Dar gelen bir ayakkabıyı sadece tarzını beğendiğiniz için "zamanla açılır"diyen satıcıya inanarak alırsanız, zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" başlar.
Ruhunuzu daraltan bir aşk içinde yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp"zamanla düzelir"diyenlere kanarsanız, yine zamanla içinizdeki olumlu duyguların "çarpıldığını"görebilirsiniz.


Aşık olabileceğiniz insan türü, tıpkı ayakkabılar kadar değişik stillerde, farklı kalitelerde ve sayısız "renktedir"....
Aşkı bir çeşit serüven olarak"spor"gibi yaşayanlar, aynen "spor ayakkabı"gibi dikkat çekici ve rahat kişileri bulurlar.
Tersine aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler "klasik ayakkabı"gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar.
Dekolte ayakkabılar gibi sadece cinsellik ve eğlence zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır.
"Bez"ayakkabılar gibi kısa ömürlü "tatil aşkları"ise hemen herkesin kişisel tarihinde mevcuttur.
"Marka"ayakkabı alır gibi, sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna "tutulan"aşıklar görürsünüz.
Katı plastikten "yağmur çizmesi"edinir gibi mantık süzgecinden geçirip "işe yarar" biçimde yaşamak isteyenleri de bilirsiniz.
Ayrıca ne tuhaf ki, psikolojik testlerde "zaafı"olup evine sayısız çeşitte ayakkabılar yığan insanların aynı zamanda "değişik" türde aşklara da zaafı olduğu söylenir.
Evet, aşk "ayakkabıdır"
Aynen ayakkabınıza bakım yapmayıp "hor"kullandığınız zaman kolayca eskittiğiniz gibi, aşkınıza da dikkatli davranmayıp özen göstermediğiniz zaman kısa sürede "eskitirsiniz".
Ve nasıl ki"delik"bir ayakkabıyı tamir ettirdiğinizde yalnızca"bir miktar"ömrünü uzatmış olursanız; "delik"bir aşkı onarmaya kalkıştığınızda da "asla eskisi gibi olmayacaktır!"
CAN YÜCEL
 
Entry sayısı
46
Puanı
50
Kredi
334
Konfüçyüs'ün aşk öğütleri.

Eş seçmeyi kitap seçmeye benzeten ünlü Konfüçyüs'un eşlerin birlikte mutlu bir hayat sürmeleri için
birbirinden ilginç 14 öğüdü var. Eh, yüzyıllardır kulaktan kulağa yayılmaya devam ettiğine göre pek
de yabana atılır, öğütler olmasa gerek.

1- Tedavi edilemez derecede romantik olun.
2- Birlikte kitap okuyun, el ele tutuşun ve birlikte düzenli yürüyüşlere çıkın.
3- Gülümsemeler bulaşıcıdır. Ona da bulaştırın.
4- Güvenilir bir sırdaş olun ve onu hiç kimseye şikayet etmeyin.
5- Onun en sevdiği çiçeği, rengi, müziği, şiiri ve yazarı bilin.
6- Ona, beklemediği hoş sürprizler yapın. Hiçbir neden yokken de kart ya da küçük aşk notları
yollayın.
7- Birbiriniz için özel ve gizli takma adlar bulun.
8- Aşk, birlikte saçmalamaktır. Arada bir, birlikte sonuna kadar saçmalayın.
9- Kimin haklı olduğunu tartışmayın, neyin doğru olduğuna karar verin. Her tartışma sonunda barış
anlaşmasını bir öpücükle imzalayın.
10- Sevdiğinizi yalnızca onun duyabileceği biçimde eleştirin. Övgünüzü ise bütün dünyaya duyurun.
11- Bedeninize iyi bakın. Daima sağlıklı ve dinç olmayı hem kendinize hem de ona borç bilin.
12- Bir kucaklaşmadan ilk ayrılan siz olmayın.
13- Eş seçmek kitap seçmeye benzer, iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir. İçeriği
sağlam olmadıkça sonunu getirmek zordur.
14- Aşk için evlenin. Hem eşinizin hem de kendinizin en iyi arkadaşı olun.
 
Entry sayısı
46
Puanı
50
Kredi
334
Masumi Toyotome diye bir Japon yazmış. "Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir" diye başlıyor.
  • "Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?" diye soruyor...Sonra anlatmaya başlıyor:
  • "Sevgi üç türlüdür!.."
Birincinin adı "Eğer" türü sevgi!.. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar..
Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan sevgi türü budur" diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen sevgi.. "Sevenin,istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaat edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..
- "Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi, karşılığı bir şey kazanmaktır." Yazara göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde de, düş kırıklıkları başlıyor. Sevgi giderek nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor.
Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için, çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası öfkeyle "Sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin" diye bağırıyor. Delikanlı "Ama baba, vaktiyle sen de bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın" diyor. Baba daha çok kızarak, delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor. "Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler, yanılıyorlardı" diyor yazar..
- "Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı!.." İnsanlar "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler aslında.. "Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek, bu genç adamın yaptığı gibi, yaşamı sürdürmekle, ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir" diyor, Masumi Toyotome.. İlginç değil mi?


İkinci türe geçiyoruz: "Çünkü" türü sevgi... Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: "Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da birşey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır".
Örnek mi?.. "Seni seviyorum". Çünkü çok güzelsin. (Yakışıklısın!)" "Seni seviyorum". Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki.." "Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki.." "Seni seviyorum.Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki..
- " Yazar, Çünkü türü sevginin, Eğer türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz, hoş bir şeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır.
Ama derin düşünürseniz, bu türün, "Eğer" türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana.. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.
Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfın en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler.
"O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?" diye soruyor, Toyotome.. "Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz" diyor.
Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var.. Birincisi.. "Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz?" korkusu.. Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa gösterdikleri.. Öteki yalnızca kendilerinin bildiği.."İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse" korkusu buradan doğar. İkincisi de.. "Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa.." endişesidir.
Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terk etmiş. Daha acısı.. Aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını.. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş..
Japon yazar "Toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür" diyor..

Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?.."Ve işte sevgilerin en gerçeği!.
"Üçüncü tür sevgi benim 'Rağmen' diye adlandırdığım türdür" diyor yazar.
Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için "Eğer" türü sevgiden farklı bu.. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için "Çünkü" türü sevgide değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan "Bir şey olduğu için" değil, "Bir şey olmasına rağmen" sevilir. Güzelliğe bakar mısınız?.. Rağmen sevgi..
Esmeralda, Qusimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına "rağmen" sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına "rağmen" tapar!.."Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara 'rağmen' sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karşılaşması şartı ile..
- " Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine "rağmen" olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor.
Japon yazar "Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur" diyor. "Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir." Bunun böyle olduğundan nasıl emin?.. Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor.. Şu soruma cevap verin" diyor.
  • "Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz?.. Kendi kendinize 'Yaşamamın ne yararı var' diye sormaz mıydınız?.." Devam ediyor Toyotome..
  • "Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün.. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmez miydi?. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?."
  • "Diyelim sıradan bir yaşamınız var.. Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?.." diye soruyor ve yanıtlıyor:
  • "Böyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar." Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor "Rağmen" sevgiyi.. "Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır."
Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome.. "Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok" diye açıklıyor..
Anlatıyor.. Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?.. Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar.. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi.. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz.. Hani nerede?.. Hepsi o.. Ve asıl çarpıcı cümle en sonda.. "Dünyadaki en büyük kıtlık, 'rağmen' türü sevginin yeterince olmayışıdır!.."
 
Entry sayısı
46
Puanı
50
Kredi
334
Ünlülerden aşk yorumları.

Balzac:
İlk aşk aşı gibidir. İnsanın ikincide hastalanmasını önler...
Rousseau: Aşk mektubuna başlarken ne söyleyeceğimizi bilemeyiz. Bitirirken de ne yazdığımızın farkında olmayız....
Shakespeare: Sevgililerine aşklarını itiraf eden kadınlar, en az seven kadınlardır...
Eflatun: Aşk, en tehlikeli bir ruh hastalığıdır...
Aziz Nesin: Yenilen taraf aşık olur...
Yakup Kadri: Hiçbir kadın yoktur ki " Seni Seviyorum " sözü karşısında hissiz kalsın...
Katherine Hepburn: Aşkı bilenler normal kadınlardır...
Oscar Wilde: Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmasını ister...
İngiliz Atasözü: Aşk için evlenen Istırapla yaşar....
Kontes Nathalie: Aşk, bir kişinin yararına, iki kişinin ortaklığıdır...
Paul Geraldy: Sevmek güzeldir. Bir daha sevmemek daha güzeldir...
Marcel Proust: Aşık olmayanlar, mükemmel bir erkeğin sıradan bir kadın yüzünden niçin ızdırap çektiğini anlayamazlar...
 
Entry sayısı
46
Puanı
50
Kredi
334
Aşkta, sadece görmek istediğini görürsün. Duymak istediğini duyarsın. Sözcüklere, kendi anlamları nedeniyle işine gelen anlamları yükler durursun. O ne anlatmak isterse istesin sen sadece kendi anladığını algılarsın.
Zor, çok zor... Gitmek gerekir bazen, bunları yaşamamak için. Bir insana acıma duygusunu hissettirmemek için. Kalıp da daha fazla kendine haksızlık etmemek için. Gözleri iyi açmak gerekir, aşkın bittiğini, artık istenmediğini görmek için. Söylenmesi mi gerekir ille? İlle tane tane anlatması mı gerekir. Ama sen hala seviyorsun öyle değil mi? Bunun bir önemi yok artık onun için. O başka bir boyuta geçmiştir çoktan. Bir ayrılabilse senden, bir anlayabilsen onun için aşkın bittiğini çok rahatlayacaktır, üzerinden büyük bir yük kalkacaktır.
Aslında biliyor musun, oda olmayacak şeyleri düşünmektedir o an. 'Ayrılsakta arkadaş kalsak...' gibi. Olmaz ki mümkün değil ki bu. O da olabilir, bilir ama hiç olmazsa vicdanını rahatlatır biraz. Gidiyor ya, sorumluluk hissetmektedir ya... Aldırmamalısın bunlara. Bir taraf aşıksa hala, iki eski sevgili arasında arkadaşlık söz konusu olamaz. Peki ya bahaneler sıralamak yerine 'yeter artık ne olacaksa olsun' diye düşünerek pat diye söyleyiverirse her şeyi? 'BİTTİ ARTIK' deyiverirse gerçeği? İlk aklına gelen soru 'ama neden, hani beni çok seviyordun, hani bensiz olamazdın' olacak değil mi? Sorma sakın... Sus, suskunluğunla ört içindeki kasırgayı. eskitip kavuran yakıp yıkan o kasırga daha uzun süre esecek içinde şimdi teslim olma. İlle bir şey söylemek istiyorsan 'gidiyorum' de.. 'Madem bitti' benimde işim yok artık o yürekte... Gitmek gerekir bazen. İşte o an gelmiştir kabul etmek istemesen de. Belirsiz bir yolculuktur bu. Nereye gideceğini, ne zaman biteceğini bilmeden çıkarsın yola. Yürek ağrısı da cabası... Çekebileceğin en büyük acılardan biridir. Kaçışta yoktur üstelik, nereye gitsen seninle gelir. Kapıyı ört ve bakma ardına, ağlama... Yalnızlığı arkadaş edin kendine. Biliyorum dışarıya doğru ilk adımını attığın andan itibaren dönmek isteyeceksin geriye ama sakın dönme. Sıfırsın ya o anda, dönüşün sıfırın da altına indirecektir seni. Belkide o dönmek ister bir süre sonra, tekrar eski günlerdeki gibi olursunuz ne dersin? Hayır inanma bu söylediğime. Hiç bir şey eskisi gibi olmaz yaşanan hiç bir an bir daha yaşanmaz. 'Başkasını buldu beni aldattı' diye yeme kendini. Ne önemi var bunun? Öyle yada böyle bitti işte, kim olursa olsun onun hayatında. Tek gerçek bir daha senin olmayacağın, kabullen bunu. Gitmek gerekir bazen, yüreği dinlendirmek kendini dinlemek ve yalnızlığın seni olgunlaştırmasını beklemek için... Aynı şeyler bir daha geldiğinde yine gidebilme gücünü bulabilmen için... Aşkı yeniden yaşayabilmen için...
 
Entry sayısı
46
Puanı
50
Kredi
334
En güzel zamanları senin için sakladım sevgilim. Birlikte yaşayalım diye.. Her anına imzamızı aşkla atalım diye.. Aşkımızı yaşarken soluksuz kalalım, birbirimizi bulduğumuz için saniye yeniden şükredelim Allah'a diye..

Görüyor musun? Nasıl da hoyratça harcıyor insanlar zamanlarını.. Geçen hiçbir anın bir daha tekrarının olmayacağını bilmiyorlar mı bebeğim? Her anı aşkla doldurabilmek varken, başka başka hesapların içinde olmakla ne kazanıyorlar acaba?

Sevgilinin elini tuttuğu an başka her şeyden vazgeçebilmeli insan. Aşk, ancak o zaman yüce bir duygu haline dönüşebilir. Biz benzemeyelim başkalarına aşkım. Hani birileri örnek alınacaksa başkaları tarafından, onlar biz olalım. Aşkımızı yazalım zamana. Okuyabilen okusun. Okumayanı kendi haline bırakalım..

Beni en çok ihanetler yoruyor. Özü sözü bir olan insanlara ne oldu can kuşum? Nereye gitti onlar biliyor musun? Neden ikiyüzlülerle yaşamak zorunda kalıyoruz? Zaten yeteri kadar zor hayat. Bir de bunlarla mı uğraşmak zorundayız?

Sen bana hayatın tüm kötülüklerine karşı dayanma gücü veriyorsun. Senin verdiğin güçle, yenemeyeceğim hiç bir zorluğun olmayacağını düşünüyorum. Yanımda olmadığın kısacık anlarda bile senin varlığını yüreğimde, ta derinde hissedebiliyorum. Öyle şanslıyım ki..

Yıllar önce bir film izlemiştim. Bir deniz kızına aşık oluyor bir erkek. Deniz kızı bu.. Karada çok kısa bir süre kalabiliyor. Üzerine su değdiği an yeniden deniz kızı oluyor. İnsanlar kısa sürede keşfediyor bunu. Ve bütün acımasızlıklarıyla deniz kızını kullanmaya çalışıyorlar. İşte o an deniz kızı artık yeniden denize dönmesi gerektiğini anlıyor. Denize çağırıyor sevdiği adamı. Adam her şeyi bırakıp, denizde yaşamak zorunda kalacaktır. Önce bir an tereddüt ediyor. Ama aşk galip geliyor ve adam bırakıyor kendini denize. Deniz kızı ona denizde yaşamayı öğretiyor.

Kaç insan bırakabilir bu durumda her şeyi? "Nerede olursan ol, sana gelirim" diyebilir? Benim deniz kızım sensin aşkım. Ben senin denizin olmaya her zaman hazırım. Yeter ki; yüreğin değsin yüreğime..!!!
 

Bu entry ile, eklediğiniz içeriği kendiniz yazdığınızı, başka kişilerin haklarını ihlal etmediğinizi ve katkılarınızı Creative Commons Attribution/Share-Alike Lisansı 3.0 ve GNU Özgür Belgeleme Lisansı ile yayımlamayı kabul ediyorsunuz. Köprü ya da URL kullanımları yeterli atıf olarak kabul edilir. * Lütfen eklediğiniz bilgiler için kaynak gösterin! * Telif hakları saklı eserlerin kopyalanması yasaktır!

Liste ekle, listele ve kazan!

Puan kazan, ürün al Entry/başlık ekle para kazan

Aklınıza takılan tüm soruların yanıtları S.S.S sayfamızda detaylı olarak açıklanıyor.

Listelik Xenforo yazılımı ile hazırlanmış bir platformdur. Sitemizde çeviri hataları veya farklı hatalar olabilir. Böyle bir hata tespit edersiniz veya sitemizi geliştirmek için öneriniz var ise lütfen iletişim sayfamızdan bize bildirin. Size şimdiden çok teşekkür ederiz.

Katkıda bulunmayı düşünün!

Siz de listelere entry ekleyebilir, üye olarak ekli entry'lerde düzenlemeler yapabilir, oy verebilirsiniz. Listelik'ten tam anlamıyla faydalanabilmek için üye olmanızı tavsiye ederiz.

Biliyor musunuz?

100 onaylı entry eklerseniz 'Onaylı Yazar' statüsünde olabilirsiniz, bu statüde entry'ler otomatik yayınlanır.

Listelere entry ekleyerek katkıda bulunabilir, bilgiler paylaşabilirsiniz.

Galeriler'de oluşturulan albümlere siz de yeni medya öğeleri ekleyebilirsiniz.

Üst Bottom